Türkiyenin ilk sertifikalı yaşam,spor,kariyer ve yönetici koçu Ömer Çam'dan
e-learning sistemiyle NLP,Koçluk ve Beden dili eğitimleri başlıyor...
Artık herkes hayatını kolaylaştıran,daha mutlu ve başarışlı yaşamı garantileyen bilgileri ve becerileri internet üzerinden öğrenebilecek.
www.omercam.com ziyaret ederek e-learning sisteminden yararlanabilirsiniz.
“Sizi hiç kimse tuzağınızdan çekip çıkaramaz. Hiçbir guru, hiçbir ilaç, hiçbir mantra. Hiç kimse. Ben dahil hiç kimse. Bütün yapmanız gereken, başlangıcından sonuna kadar farkında olmak ve arada dikkati yitirmemek. Farkındalığın bu yeni niteliği dikkattir. Bu dikkatin içinde ben tarafından çekilmiş hiçbir sınır yoktur. Bu dikkat erdemin en yüce biçimidir. Bu yüzden aşktır. Bu en yüksek derecedeki zekadır. Eğer insan elinden çıkmış tuzakların yapısına ve doğasına duyarlı değilseniz, bu dikkat var olamaz.”Krishnamurti
mrcm sistem ile tanıştınız mı?
Dünyada ve Türkiyede ilk ,istediğiniz tüm hedeflere ulaşmanızı sağlayacak muhteşem bir sistemi öğrenmek istermisiniz?
Eğer hayatınızdan memnunsanız bu sistem size bir şey vermeyecektir!
Eğer değilseniz; gerçekleştirmek istediğiniz hayalleriniz,düşleriniz varsa,daha mutlu ve başarılı olmak istiyorsanız,sınırlarınızı ve potansiyelinizi merak ediyorsanız,hayatınızın başrolünde olmak istiyorsanız ve daha da fazlasını için ... MRCM sistemi öğrenmek üzere bizimle iletişime geçin...
Siyah ile beyaz,gece ile gündüz,cahil ile alim, 0 ile 1 ne kadar farklıysa sizde 'mrcm'sistem sonrası bambaşka bir kişi olacaksınız...
BU MUHTEŞEM DEĞİŞİM ;GELİŞİM FIRSATINI DEĞERLENDİRİN...
Beyninizi test edin!
mrcm'nin anlamını doğru tahmin eden bir kişi ilk eğitime ücretsiz katılma hakkı kazanacaktır.
25-26-27 Şubat tarihlerinde Trabzon belediyesi ve CHP il teşkilatına etkili iletişim becerileri eğitimi verildi.
Trabzonda Cudi bey ilköğretim okulu 5-E sınıf öğretmeni Ümit Özpınar ve Ra kitabevi organizasyonu ile öğrencilerle biraraya gelip kitap hakkında sohbet yapıldı.Alınan kitaplar imzalandı.
ACEMİ BİLGE ÇIKTI
Yeni Kitap
NLP İle Spor Koçluğu , NLP Yaşama sanatı ve Beden Dili çıktı.
Ömer Çam'ın diğer kitapları
ÇIKACAK KİTAPLAR
Mıknatıs
Işık Karanlıktan Korkmaz
Günlük yaşamda Hipnoz
Kendinize bir iyilik yapın!
NLP nedir öğrenin ve hayatınıza uygulayın.
Hipnoz nedir öğrenin ve sınırlarınızı yıkın potansiyelinizi tam kullanın.
NLP ve Hipnozu sibernetikle öğrenmek istermisiniz?
2009 da yapılacak eğitimleri bekleyin!
MOTİVASYON ŞART
FİNCANIN HİKAYESİ
Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı.
Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi;
“Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.
Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu!
Kekeleyerek: “Nasıl? Anlayamadım?” diyebildi yaşlı kadın.
“Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp:
“Yeter! Lütfen dur artık!” diye bağırmak zorunda kaldım.
Ama usta sadece gülümsedi ve; “Daha değil!” diye cevapladı beni.
“Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm, döndüm, döndüm. Döndükçe başım da döndü. Sonunda yine haykırdım:
“Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!”
Ama usta bana bakıp gülümsüyordu:
“Henüz değil!”
“Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı. Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum. Fırın gitgide ısınıyordu. Aklımdan şöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek”
Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum:
“Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!”
“Pencereden onun yüzünü görebiliyordum. Hala gülümsüyor ve “Daha değil!” diyordu.
“Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi.
“Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum.
“Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!” dedim. Onun cevabı ise aynıydı: “Henüz değil!”
“Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan ölecektim. “Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfeeen!” diye bağırdım.
Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. “Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!” diye düşündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım, ama o yine “Daha değil!” diyordu. Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm.
“Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki, kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım, hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi:
“Şimdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?”
Ona “Evet” dedim.
Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. Aynaya tekrar tekrar baktım ve “Bu ben değilim. Ben sadece birçamur parçasıydım.”
“Evet bu sensin!” dedi usta.Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin.Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektin.Döner tezgahın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın.Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın. Boyamasaydım, hayatında renk olmayacaktı. Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu.Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde.”
Ve ben kahve fincanı, şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim:
“Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet!
Bana zarar vereceğini düşündüm.
Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim.
Bakışım kısaydı, ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum.
Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim…Teşekkür ederim.”
BKSTV'ye YENİYIL MOTİVASYONU
Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı çalışanları, yeni yılın ilk günlerinde NLP konusunda eğitim aldı. NLP uzmanı Ömer Çam, verdiği eğitimde, başarıya giden yolun, bireyin kendi kararlılığı ve becerileriyle kat edilebileceğini hayatından örnekler vererek anlattı. Pozitif düşüncenin öneminin vurgulandığı eğitimde, önyargıların olumsuz etkilerine değinildi. Kişisel kaynak ve araçların kullanılmasıyla zor ve imkansız gibi görünenlerin mümkün hale gelebildiğini belirten eğitmen Çam, hedef belirlemenin, kararlı olmanın ve gerçekten istemenin başarı sonucunu doğuracağına dikkat çekti. Algılamayı sağlayan duyularla hayatın yönlendirildiğini ifade eden Çam, bu duyuların her bireyde farklı çalıştığına dikkat çekerek bazı durumlarda görsel, bazı durumlarda da işitsel algılamanın daha açık olduğunu anlattı. BKSTV çalışanlarına görsel ve işitsel testler uygulayarak kendi algılamaları konusunda fikir sahibi olmalarına yardımcı olan Çam, her bireyin statüsünü belirleyen bu özelliklerin doğru teşhis edilerek planlama yapılması gerektiğinin altını çizdi. Yaşam tecrübelerinin sebep ve sonuç bağlantılarını doğru anlamanın avantajlarını anlatan Çam, Pavlov’un ‘Koşullandırma Teorisi’nden yola çıkarak tecrübeyle öğrenilen bilginin genel bir doğru olarak algılanmaması gerektiğini ifade etti. Benzer durumların bireyin yaşamında pek çok kez ortaya çıktığını belirten Çam, bilginin ve tecrübenin yarattığı sınırlardan kurtulmak gerektiğine dikkat çekti. İstenen sonuçlara ulaşmak için geleceğin planlanması gerektiğine de değinen Çam, geleceğin bireylerin kendi kaynaklarına uygun olarak planlanılması gerektiğini söyledi ve bu kaynakların zenginleştirilmesi konusunda yapılabilecekler hakkında da bilgi verdi. Motivasyonun önemine ve bireyin kendi kaynaklarını tanımasıyla elde edeceği motivasyona da dikkat çeken Çam, iletişimde ses, söz ve beden dilinin etkilerini hakkında bilgiler aktardı. Bir buçuk saat devam eden ve dinleyenlerin katılımlarıyla interaktif halde gerçekleşen sunum sonunda Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı çalışanları memnuniyetlerini ifade etti. Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı Genel Sekreteri Akif Koçyiğit ise motivasyonun önemine dikkat çekerek, bu gibi kurum içi eğitimlerin belli periyotlarda tekrarlanacağını ifade etti. BKSV çalışanlarının yüksek motivasyonla sergileyecekleri performanslar gerçekleşen etkinliklere de yansıyacağını dile getiren Koçyiğit, Ömer Çam’a verdiği bilgiler nedeniyle teşekkür etti.
KRİZLE MÜCADELEYE FARKLI BAKIŞ
'Gerçek kaptan fırtınada belli olur'
İsimlerin önünde yer alan sıfatlar kişileri koltukta oturan yönetici yapabilir,ama o sıfatla kurumlar ve insanlar yönetilemez.Gerçek yönetici ve lider krizde aldığı kararlarla kendini gösterir.
İşten atılma korkusuyla,toplum psikolojisinin tesirinde işinden olmamak,evine ekmek götürmek isteyen kişileri daha da korkutmak liderlik ve yöneticilik değildir.Şimdi adının önünde yönetici yazan kişilerin bu ünvanları hakedip etmediklerinin sınanma zamanıdır.
Krizden çıkmak değişimle olur.Kriz Kaos şartları olduğuna göre,normal davranış ve düşünüş kuralları bu ortamda geçerli olamaz.
Krizi sürekli düşünmek ve söylemek krizin normal etkisini en az 10 kat artırdığı gibi mevcut durumun değişimine katkı yapmaz.
Çalışanların üzerindeki korkuve baskı stresi en üst seviyeye çıkardığı için mevcut performanslarda aranır hale gelecektir.
O halde krizden çıkış ve mücadele farklı adımlarla olmalıdır.
‘Pencereden dışarı bakan iki kişiden biri yerdeki çamuru,diğeri gökteki yıldızı görür’
Krizde değişim fırsatlarını görmek için aidiyet duygusunu kullanmak harekete geçirmek kurumların ihtiyaç duyduğu maniveladır.
Bundan sonrası KRİZDE İNOVASYON başlığı altında yapılacak çalışmalarla belirlenecektir.
Eğitim görüşmeleri yaptığım firmalarda bazıları,eğitim masraflarını tamamen kısarken,bazılarıda krizde eğitim almanın fırsatlara dönüşeceğine inanıyor.İşte iki farklı yaklaşım.
Hangisi kazanacak dersiniz?
'Kendini bilen herşeyi bilir.'
Hayatta 4 değişik insan vardır:
Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen; o cahildir, ondan uzak dur...
Bilmeyen ve bilmediğini bilen; o basit bir insandır,ona öğret...
Bilen ve bildiğini bilmeyen;o uykudadır,onu uyandır...
Bilen ve bildiğini bilen; o akıllı insandır,onu takip et...
1 yaşınızdaykensizi elleriyle besledi ve yıkadı. Bütün gece ağlayıp onu uyutmayarak teşekkür ettiniz. 2 yaşınızdaykensize yürümeyi öğretti. Size seslendiğinde odadan kaçarak teşekkür ettiniz. 3 yasınızdaykensize özenle yemekler hazırladı. Tabağınızı masanın altına dökerek teşekkür ettiniz. 4 yaşınızdaykenelinize rengârenk kalemler tutuşturdu. Evin bütün duvarlarına resim yaparak teşekkür ettiniz. 5 yaşınızdaykensizi cici kıyafetlerle süsledi. Gördüğünüz ilk çamur birikintisine atlayarak teşekkür ettiniz. 6 yaşınızdaykenokula kadar sizinle yürüdü. Sokaklarda 'GITMIYCEEEEEEEM' diye ağlayarak teşekkür ettiniz. 7 yaşınızdaykensize bir top hediye etti. Komşunun camini kırarak teşekkür ettiniz. 9 yaşınızdaykensize dualar öğretti, siz her seferinde unutarak teşekkür ettiniz. 11 yaşınızdaykensizi arkadaşınızla sinemaya götürdü 'Sen bizimle oturma' diyerek teşekkür ettiniz. 12 yaşınızdaykenzararlı TV programlarını seyretmenizi istemedi. O evde değilken hepsini izleyerek teşekkür ettiniz. 19 yaşınızdaykenokul masraflarınızı karşıladı, sizi arabayla kampusa götürdü ve eşyalarınızı taşıdı. Arkadaşlarınız alay etmesin diye kampus kapısında vedalaşarak teşekkür ettiniz. 21 yaşınızdaykeniş hayati ve kariyerinizle ilgili size fikir vermek istedi. 'Ben senin gibi olmayacağım' diyerek teşekkür ettiniz. 22 yaşınızdaykenkep giyme töreninizde size gururla sarıldı. Avrupa seyahati için para isteyerek teşekkür ettiniz. 25 yaşınızdaykendüğün masraflarınızı karşıladı, sizin için hem mutlu oldu hem çok duygulandı. Siz dünyanın bir ucuna taşınarak teşekkür ettiniz. 30 yaşınızdaykenbebek bakimi hakkında size akil vermek istedi. 'Artik bu ilkel yöntemleri bırak' diyerek teşekkür ettiniz.
40 yaşınızdaykensizi arayıp bir akrabanızın doğum gününü hatırlattı. 'Anne işim başımdan aşkın' diyerek teşekkür ettiniz. 50 yaşınızdaykeno çok hastalandı, hafta sonunda onu görmeye gittiğinizde mutlu oldu. Ona yaşlıların çocuk gibi nazlı olduğunu söyleyerek teşekkür ettiniz. Derken bir gün..... o öldü. O güne kadar onun için yapmadığınız ne varsa, o anda kalbinize bir yıldırım gibi duştu.... YÜREKLERE DOKUNAN BİR HİKAYE: 'Evin telefonu sabaha karşı üç buçukta çaldı. Uyku sersemi adam telefonu açtı. Telefondaki ses annesine aitti. Telaşlandı, korktu başlarına bir şey mi gelmişti? Annesi 'nasılsın oğlum iyi misin?' diye sordu. Oğlu şaşkın bir ifadeyle 'iyiyim anne hayırdır bir şey mi oldu siz iyi misiniz?' dedi. Annesi 'biz iyiyiz bir şeyimiz yok sadece sesini duymak istedim' dedi. Oğlu da 'anne bunun için mi aradın saat sabahın üçbuçuğu yarında konuşabilirdik' diyince annesi de 'rahatsız mı ettim oğlum?' dedi. Oğlu 'evet anne rahatsız ettin' diyince annesi '30 sene önce sen de beni bu saate rahatsız etmiştin, doğum günün kutlu olsun' EĞER HALA SİZİNLEYSE, ŞİMDİ ONU HER ZAMANKİNDEN DAHA COK SEVİN....
KIRLANGIÇ
Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş. Pencerenin önüne konmuş, bütün cesaretini toplamış, röfleli tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra, küçük sevimli gagasıyla
cama vurmuş. Tık..... Tık......Tık.... Adam cama bakmış.Ama içeride kendi işleriyle uğraşıyormuş. Meşgulmüş! Kim miş onu işinden alıkoyan?
Minik bir kırlangıç! Heyacanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir nefes almış şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış. Hey adam!Ben seni seviyorum. Nedenini niçinini sorma. Uzun zamandır seni izliyorum.Bugün cesaret buldum konuşmaya. Lütfen Pencereyi aç ve beni içeri al.Birlikte yaşayalım.
Adam birden parlamış: Yok daha neler? Durduk yerde sen de nerden çıktın şimdi? Olmaz, alamam,demiş.Gerekçeside pek sersemceymiş: Sen bir kuşsun! Hiç kuş, insana aşık olur mu?
Kırlangıç mahçup olmuş.Başını önüne eğmiş.Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş,gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş: Adam, adam!Hadi aç artık şu pencereni.Al beni içeri! Ben sana dost olurum.Hiç canını sıkmam! Adam kararlı, adam ısrarlı: Yok ,yok ben seni içeri alamam demiş.Biraz da kaba mıymış, neymiş lafı kısa kesmiş.İşim gücüm var, git başımdan. Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresine gelmiş: Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al beni içeri.Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım.Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım.Pişman olmazsın, seni eğlendirirm. Birlikte yemek yeriz, bak hem de sen de yalnızsın' yanlızlığını paylaşırım, demiş. BAZILARI GERÇEKLERİ DUYMAYI SEVMEZMİŞ!
Adam bu yalnızlık meselesine içerlemiş.Pek bir sinirlenmiş:
Ben yalnızlığımdanmemnunum,demiş.
Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş.Düpedüz kovmuş. Kırlangıç , son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca,başını önüne eğmiş, çekip gitmiş.
Yine aradan zaman geçmiş.Adam, önce düşünmüş, sonra kendi kendine itiraf etmiş:
Hay benim akılsız başım; demiş.Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostlukfırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma , keyifli vakit geçirirdik birlikte. Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş.Yine de kendi,kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş: Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım,nasıl olsa yine gelir.Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim. Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş.Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama...... Onunki hiç görünmemiş.
Bu duruma çözüm bulmak için bir bilgenin yanına gidip durumu anlatmış ve kendisine yardımcı olmasını istemiş.
Bilge adama dönüp şöyle demiş;
'Kırlangıçların ömrü sadece 6 aydır'
Siz de kapınıza ve pencerinize gelen fırsatları kovuyormusunuz yoksa hayatınızın bir parçasımı yapıyorsunuz?
İş yaşamındaönemli yerlere gelmiş bir grup eski okul arkadaş grubu fakültedeki hocalarından birini ziyarete gitmiş. Çeşitli konular konuşulduktan sonra sohbet, işin yarattığı strese ve hayatın zorluklarına gelmiş. Yaşlı üniversite hocası ziyaretçilerine kahve ikram etmek üzere mutfağa gitmiş ve değişik boy, renk ve kalitede bir çok fincanın bulunduğu bir tepsiyle geri dönmüş. Kimi porselen, kimi seramik, kimi cam, kimi plastik olan fincanları ve kahve termosunu masaya koyup kahvelerini oradan almalarını söylemiş. Tüm eski öğrenciler kahvelerini alıp koltuklarına döndüğünde hocaları onlara şunu söylemiş: "Farkina vardınız mı bilmem, zarif görünümlü, güzel, pahalı fincanların hepsi alındı, masada yalnızca ucuz ve basit görünümlü fincanlar kaldı. Elbette ki kendiniz için en güzelini istemek ve onu almak çok normal ama işte bu demin bahsettiginiz problemlerinizin ve stresin nedeni. Hepinizin istedigi fincan değil, kahve iken, bilinçli olarak her biriniz birbirinizin aldığı fincanları gözleyerek daha iyi olan fincanları almaya uğraştınız. Eğer yaşam kahveyse, iş, para ve mevki fincandır. Bunlar yalnızca Yaşam'ı tutmaya yarayan araçlardır, ama yaşam'ın kalitesi bunlara göre değişmez. ‘Bazen yalnızca fincana odaklanarak, içindeki kahvenin zevkini çıkarmayı unutabiliyoruz.’
ETKİLİ KONUŞMA SEMİNERİ 27-31 EKİMDE TRABZON DA ZORLU OTELDE YAPILDI.
Artvinde 6-7 Aralık tarihinde NLP(Neuro Linguistic Programming)semineri yapıldı.
SEÇİM AKADEMİSİ
YEREL SEÇİMLERDE BELEDİYE BAŞKANLIĞI İÇİN ADAY VE ADAY ADAYLARI OLANLAR;
Etrafında herkes şaşkına dönmüş,yollarını şaşırmış ve bundan seni sorumlu tutarken,sen kendi tuttuğun yoldan ayrılmaz ve başını dik tutabilirsen,
Eğer beklemeyi bilir vebeklemekten yorulmazsan,
Başkaları seni aldatırken,sen yalanla iş görmezsen veya onlar senden nefret ederken ,sen nefret etmeye yanaşmazsan ve bütün bunlara rağmen fazlasıyla iyi görünmez ve fazlasıyla hakim biöçimde konuşmazsan,
Rüya görebilir fakat rüyalarının kölesi olmazsan,
Düşünebilir,fakat düşüncelerini hayatının esas gayesi yapmazsan,
Eğer zafer ve yenilgiyle karşılaşabilir ve bu iki şeye karşı aynı şekilde kayıtsızca hareket edebilirsen,
Söylediğin hakikatlerin reziller tarafından akılsızları aldatmak için değiştirilerek kullanıldığını işitmeye tahammül edebilirsen,
Veya yapmak için bütün hayatını verdiğin şeylerin bir an içinde yıkıldığını görür de tekrar eğilir,yorgun vücudun ve yıpranmış aletlerinle onları yeniden yapabilirsen,
Hayatta elde ettiğin bütün kazanç ve başarıları bir yığın yapar ve hepsini bir yazı –tuğra bahsi ile feda edebilirsen ve kaybeder,sonra da baştan başlayabilirsen ve bütün talihsizliklerini unutup kimseye ondan bahsetmezsen,
Eğer kalbin ,sinirlerin,ve kasların bitmiş,içinde yalnız dayan, diyen iradenden başka birşey kalmamışsa, ve sen onları tekrar çalıştırabilirsen,
Ne düşmanların ne de dostların seni incitebilirse,
Herkes sana güvenebilirse,fakat bu güven de sınırsız olmazsa,
Eğer sen ömrünün her saatine tam 60 dakilalık değer verebilmişsen,
İşte o zaman içindekilerle ,beraber bütün dünya senin olur,hatta bundan da üstün,sen bir insan olursun.
Rudyard Kipling
Yaşam felsefesi
Gençlik ömrün bir parçası değildir.
O bir akıl ve idrak durumu,bir irade derecesi,bir hayal gücü,heyecanların kuvvet ve dinçliği,cesaretin korkaklığa,macera arzularının rahat ve mutlu yaşama sevdasına üstün gelmesidir.
Hiç kimse bir kaç sene yaşamakla ihtiyarlamaz.İnsanları ihtiyarlatan ideallerinin gömülmesidir.Seneler cildi buruşturabilir.Fakat heyecanların feda edilmesi ruhu buruşturur.
Üzüntü ,şüphe ,nefse güvensizlik,korku,endişe;bütün bunlar başları eğen ve ilerleyen ruhu tekrar geriye mezara götüren uzun, çok uzun yıllardır.
Her insan inancı kadar genç,şüphesi kadar ihtiyar,kendine olan güveni kadar genç,korkusu kadar ihtiyar,ümidi kadar genç,endişesi kadar ihtiyardır.
Kalbinizi dünyadan ,insanlardan ve sonsuzluktan güzellik ,sevinç ,cesaret,büyüklük ve kuvvet haberleri aldığı sürece gençsiniz.Bütün bu hatlar yıkılmış ve kalbinizin tam ortası kötümserlik karları ve tutuculuk buzları ile örtülmüşse,o zaman artık ihtiyarlamışsınız demektir.
Bir insanın yaptığı işte tatmin ve mutlu olmanın yollarını keşfetmesi,onun içindeki gücü ve potansiyelini açığa çıkarmanın en önemli yoludur.
HUZURLU OLMAK İÇİN 100 ÖNERİ 01. Ufak şeyleri dert etmeyin. 02. Kusursuz olamayacağınızı kabullenin. 03. Rahat ve ılımlı insanların çok başarılı olamayacakları düşüncesini bir yana bırakın. 04. Olumlu ve olumsuz düşünce kartopunun çığ gibi büyüme etkisini göz önüne alın. 05. Sevgi kapasitenizi geliştirin. 06. Unutmayın: Öldüğünüz zaman yapılacak işler listeniz hâlâ dolu olacaktır. 07. Kimsenin sözünü kesmeyin, cümlesini siz bitirmeyin. 08. Birisine bir iyilik yapın ve kimseye bundan bahsetmeyin. 09. Bırakın ilgiyi başkaları toplasın. 10. İçinde bulunduğunuz ânı yaşamayı öğrenin. 11. Sizden başka herkesin bilgili olduğunu düşünün. 12. Sabır geliştirme egzersizleri yapın. 13. Sevgi elini önce siz uzatın. 14. Kendinize sorun, Bir yıl sonra bunun bir önemi olacak mı? 15. Gerçeği kabul edin: Hayat âdil değildir. 16. Arada sırada canınızın sıkılması yararlıdır: Bırakın canınız sıkılsın. 17. Strese dayanma gücünüzü azaltın. 18. Haftada bir kez yürekten gelen bir mektup yazın. 19. Sık tekrar edin: Hayat acil bir durum değildir. 20. Zihninizde özel bir bölüm açın. 21. Her gün bir dakikanızı, minnettar olduğunuz birini düşünmek için harcayın. 22. Tanımadığınız insanların gözlerine bakın ve gülümseyerek merhaba deyin. 23. Her gün kendinize biraz sessiz zaman ayırın. 24. Yaşamınızdaki insanları minik çocuklar ve yüz yaşında ihtiyarlar olarak düşünün. 25. Önce karşınızdaki kişiyi anlamayı hedefleyin. 26. Daha iyi bir dinleyici olun. 27. Savaşlarınızı akıllıca seçin. 28. Çöpü çıkarma sırasının kimde olduğunu hatırlamıyorsanız gidip siz çıkarın. 29. Eleştirme isteğinizi bastırın. 30. Daha ılımlı bir sürücü olun. 31. Unutmayın: İnsanı edindiği huylar oluşturur. 32. Bilmemenin verdiği rahatlığı duyun. 33. İpin ucunu biraz bırakın. 34. Bir bitki yetiştirin. 35. Yoga,meditasyonya da bir spor aktivitesine başlayın. 36. Erken kalkmaya alışın. 37. En inatla savunduğunuz beş iddianızı sıralayın ve bu konularda yumuşamaya çalışın. 38. Planlarınızda esnek olun. 39. Konuşmadan önce derin bir soluk alın. 40. Suçluluğu değil masumiyeti görmeye çalışın. 41. Sırf gırgır olsun diye, size yöneltilen eleştiriyi kabul edin. Göreceksiniz canınız yanmayacak. 42. Kendi görüşlerinizden tamamen farklı makale ve kitaplar okuyun ve bir şeyler öğrenmeye çalışın. 43. Zihninizi sessizleştirin. 44. Birisi size topu atarsa, bunu tutmak zorunda değilsiniz. 45. Olumsuz düşüncelerinize yüz vermemeye çalışın. 46. Öfkeniz kabarmaya başladığı zaman ona kadar sayın. 47. Sorunlarınızı öğretmeniniz olarak görün. 48. Biraz yüzünüz gülsün. 49. Bu da geçer. 50. Gevşeyin! 51. Bugününüzü son gününüzmüş gibi yaşayın. Öyle olabilir. 52. İç dünyanız için zaman ayırın. 53. Olağan şeylerdeki olağanüstülüğü arayın. 54. Kendi işinize bakın, kendinizi başkasının yerine koymayın. 55. Hayatı olduğu gibi kabul edin. 56. Yüreğinizin sezgisine güvenin. 57. Bırakın çoğu zaman başkaları haklı olsun. 58. Daha sabırlı olun. 59. Kendi cenazenize katıldığınızı farz edin. 60. Önce karşınızdaki kişiyi anlamayı hedefleyin. 61. Ruh durumunuzu dikkate alın: Moralinizin bozuk olduğu zamanlar sizi yanıltmasın. 62. Hayat bir sınavdır. Altı üstü bir sınav. 63. Herkesin onayını alamayacağınızı unutmayın. Övgü ve yergi aynı şeydir. 64. Rasgele iyilikler yapın. 65. Bir davranışın ardındakini görmeye çalışın. 66. Gönlü bol olmayı haklı olmaya yeğleyin. 67. Bugün üç kişiye onları ne çok sevdiğinizi söyleyin. 68. Alçak gönüllü olmaya çalışın. 69. Kışa hazırlık (eksikleri gedikleri kapatma) telaşından kaçının. 70. Her gün birkaç dakikanızı sevecek birini düşünmeye ayırın. 71. Antropolog olun: Ön yargınızdan uzak, başka insanların yaşam ve davranış tercihlerini inceleyin. 72. Herkesin farklı olabileceği gerçeğini anlayın ve saygı gösterin. 73. Kendinize bir kamusal yardım konusu seçin. 74. Her gün en az bir kişiye beğendiğiniz bir özelliğini söyleyin. 75. Sınırlarınızı öne sürmeyin, yoksa sınırlı olursunuz. 76. Gördüğünüz her şeyde tanrının parmak izi vardır. 77. Başkalarının fikirlerinde biraz olsun doğruluk payı arayın. 78. Bardağın (ve başka her şeyin de) kırılmış olduğunu varsayın: Her şeyin bir başlangıcı ve bir sonu vardır. 79. Bu ifadeyi iyi anlayın: Nereye giderseniz siz oradasınız. 80. Kendinizi iyi hissettiğiniz zaman şükredin, kötü hissettiğiniz zaman ılımlı olun. 81. Postayla evlat edinin. Bir vakıf yoluyla bir çocuğa yardım edin 82. Yaşamı melodram olarak görmeyin. 83. Aynı anda birkaç şey yapmaya kalkmayın. 84. Fırtınanın Gözü'nde (karmaşanın ortasındaki sükûnet noktasında) bulunmaya çalışın. 85. Sahip olmak istediğiniz şeyleri değil, elde etmiş olduklarınızı düşünün. 86. Dostlarınızdan ve ailenizden bir şeyler öğrenmeye açık olun. 87. Bulunduğunuz konumdan mutlu olmaya bakın. 88. Hizmet vermeyi yaşamınızın değişmez bir parçası haline getirin. 89. Bir iyilik yapın ve karşılığını ne isteyin, ne de bekleyin. 90. Varlığınızı bir bütün olarak kabullenin. 91. Başkalarını suçlamayı bırakın. 92. Yardım etmeye çalışırken önceliğinizi küçük şeylere verin. 93. Unutmayın: Bundan yüz yıl sonra dünyada bambaşka insanlar olacak. 94. Sorunlarınıza olan bakışınızı değiştirin. 95. Bir tartışmaya girecek olursanız, kendi görüşünüzü savunmadan önce karşı tarafın savını anlamaya çalışın. 96. "Anlamlı başarı"nın tanımını bir kez daha yapın. 97. Duygularınıza kulak verin; size bir şey söylemeye çalışıyorlar. 98. Yaşamınızı sevgiyle doldurun. 99. Kendi düşüncelerinizin gücünü bilin. 100. "Daha fazlası daha iyidir" diye düşünmekten vazgeçin
FIRSATÇILIK VE DEĞERLER
On bir yaşındaydı ve evlerine yakın olanbüyük gölün ortasındaki adadaki evlerinde ne zaman eline bir fırsatgeçse hemen balığa giderdi.Levrek avı yasağının kalkmasından bir günönce, babasıyla akşamın ilk saatlerinde küçük güneş balıklarındanyakaladı. Sonra oltasına yem takıp, oltayı fırlatma talimi yaptı. Yem suyadeğdiği zaman gün batımında suda altın haleleler oluşturmuş, daha sonragölün üzerinde ay doğmuştu.Oltasının hızla çekildiğini hissedince,oltaya büyük bir balık geldiğini anladı. Babası oğlunun balığı çekişinihayranlıkla izledi.Çocuk sonunda yorgun düşen balığı sudançıkardı.O güne kadar gördüğü en büyük balıktı, ama henüz av yasağınınkalkmasına saatler kalmış olan bir levrekti.Baba oğul güzelim balığabaktılar, pulları ay ışığında ışıl ışıl parlıyordu. Babası bir kibrityakıp saatine baktı.Saat on olmuştu. Av yasağının bitmesine daha iki saatvardı.Once balığa, sonra oğluna baktı.
" Suya geri bırakman gerekiyor,oğlum, " dedi. " Baba! " diye itiraz etti çocuk ağlamaklı bir sesle. "Başka balıklar da var, " dedi babası. " Ama hiçbiri bunun kadar büyük değil ," dedi çocuk.
Göle şöyle bir göz attı. Gölde hiçbir balıkçı teknesiyoktu. Babasının yüzüne baktı bu kez.Kendilerini hiç kimsenin görmemişolmasına,kimsenin ne balığı yakaladıklarını bilmesinin olanaksız olmasınakarşın, babasının sesinden bu konuda hiçbir ödün vermeyeceğinianlamıştı.Oltanın ucunu balığın ağzından çekti ve balığı gölünkaranlık sularına bıraktı. Balık suya düşer düşmez, şöyle bir çırpındı vegözden kayboldu. Çocuk bir daha bu kadar büyük bir balık tutamayacağındanemindi.
Bu olay bundan tam otuz dört yıl önce oldu. Bugün o çocukyaşadığı şehrin ünlü mimarlarındandır. Babasının küçük evi hala o adadadır.Oğlunu ve kızlarını hala o adadaki küçük eve balık tutmaya götürür.Çocuk haklıydı. Bir daha o kadar büyük birbalık tutamadı. Fakat değerler konusunda bir ikilem yaşadığı zaman hep obalığı gözünün önüne getirdi.Babasından öğrendiği gibi değerlerdoğru ile yanlışın ne olduğu konusunda çok basit bir konudur. Güç olanyalnızca değerlerin uygulanabilmesidir.Birileri görmediği zaman dadoğru olanı yapabiliyor muyuz?
Evet, küçüklüğümüzde bizlere balığısuya geri bırakmak öğretilseydi, doğru olanı yapabilirdik. Çünkü gerçeğinve doğrunun ne olduğunu öğrenmiş olurduk.Doğru olanı yapma kararıbelleklerimizdeki canlılığını hiçbir zaman yitirmez.Bu anıyı dostlarımızave torunlarımıza göğsümüz kabara kabara anlatırız.Fırsatlardanyararlanmak değil, doğru olanı yapmaktır önemli olan.
(James P. Lenfestey’den alıntı)
GÜNEŞ HER GÜN FARKLI DOĞAR
Bir bilge 'Aynı suda iki kere yıkanamazsınız'demiş.İstesekte, istemesekte her gün farklı bir insan oluyoruz,ama sadece bedenen...
Önemli olan ise değişimin farkına varıp her gün değişen evrende ,değişime uyum sağlayıp ,hayatın hakkını vermektir.
Her gün aynı işi yaparak ,aynı şeyleri konuşarak,aynı şekilde davranarak yaşamış olmayız.
Sahip olduğunuz para veya mevki size istediğiniz hayatı sunmaz.Bazen sahip olduğunuz şeyler size sahip olur.Onları koruma ve kaybetmeme çabaları hayatı korku,endişe zindanına çevirir.
Hiç bir maddi şeye sahip olamayacağınız bilin ve özgürleşin.
Paradan,koltuktan,korkudan,şüpheden,hırstan özgür hale gelin.
Dün dünyada nefes almayan binlerce yeni bebek doğdu.Milyonlarca kuş yumurtadan çıktı,kelebekler kozadan çıkıp mücadelenin keyfini yaşıyor.
Her gün farklı doğan güneş,bambaşka yaşamlara ışık veriyor.
Ya siz aynı hayatı yaşamaya devam mı ediyorsunuz?
VARMISINIZ MUTLU OLMAYA?
Bu dünya üzerinde değiştirebileceğiniz, daha iyi veya mükemmel hale getirebileceğiniz bir kişi var o’da sizsiniz.
İstediğiniz şeylere odaklanarak, yaşamımızı değiştirebilir, olumlu düşüncenin çok güçlü,
bütün olumsuz düşüncelerin ise güçsüz olduğunu anlayıp hayata geçirdiğinizde yaşamınızda
tamamen değişecek ve hedefinize kolayca ulaşabileceksiniz.
Olumsuz düşünceler stres oluşturur, bunu olumlu düşünceye geçirmek sizin elinizdedir.
Bir insan Gerçekten bir şey istediğinde evrende var olan her şey, onun olması için harekete geçer.
İstenilecek şeylerin konuşulması, düşünülmesi etkili yöntemdir.
Bir şeyi elde etmenin en önemli adımı istemektir.
İstediğiniz her neyse, gerçekleşeceğine inanırsanız olur.
Hepimizin sandığımızdan daha fazla gücü vardır..
Doğada , evrende her şey karşılıklı etkileşim halindedir. Zihinle beden arasında da böyle bir etkileşim vardır. Zihindeki olumlu düşünceler bedende bir takım olumlu sonuçlar yaratır. Pozitif düşünce, olumsuzluklara razı olmayan, her koşulda yapabilecek iyi bir şeyin olduğuna inanan, insan hayatını olumlu yönde etkileyen bir düşünce tarzıdır. iş , spor ve sanat dünyasında bile pozitif düşünce ve beyin gücü verim arttırıcı bir faktör olarak kabul edilmektedir.
Başarını yolu pozitif düşünmekten geçiyor. Bu iki kelimeyi hayat felsefesi olarak benimseyen insanlar umudunu, güvenini, iyimserliğini kaybetmeden kendine güvenen, cesur ve inisiyatif sahibi bireyler olduklarını çevrelerine hissettiriyorlar.
Yaratıcılık gücünü, benimseyen insanlar başarılı olmuşlardır. Kendi güçlerinin kaynağının yine kendileri olduğunu bilirler. Doğayı hisseder, ondan zevk alırlar, kendi duygularına güvenirler, kargaşa içinde bile işlerine odaklanırlar, hayal kurmaktan hoşlanırlar, kendi bilincine güvenirler, herhangi bir görüşe kati bir şekilde bağlı değildirler.
Yaratıcı güç aklımızı ve bedenimizi şekillendirir. Yaratıcı gücünüze inanın cesur ve idealist olun.
İÇİNİZDEKİ GÜÇ
Kendini tanımayan insanlar hep başka insanlarda gördükleri özelliklere hayran olurlar.
Kendi içinde olan gücü bulmak için adım atmaya karar verdiğinde artık mucizenin zamanı gelmiş demektir.
Mucize senin içindeki gücün, potansiyelin ortaya çıkmasıdır. Buna inandığında gözünün, yüreğinin önündeki tüm engeller kalkar ve sen gerçek seni bulursun.
Kim olduğunu iyi bil, her zaman düşündüğünden daha fazlasına sahipsin.
Şu anda ne istiyorsun? Ne istiyorsan onu elde edebilirsin. Unutma ki sen ne istiyorsan O’sun.
Senden çıkan herşeyin sana döneceğini bil ve hatırla istediğin şey nedir?
İsteklerin seni geliştirecek ve değiştirecek şeyler olsun. ‘İki günü aynı olan zarar eder’ değişimin ana ilkesidir. Değişimin bir seferde olmayacağını sabırla ve küçük adımlarla gerçekleşeceğini bil.
Hedefe giden binlerce km'lik yolculuk tek bir adımla başlar. Ardı ardına atılan adımlardır, başarıyı getiren. Sabırla, cesaretle, güvenle, vazgeçmeden, zorluklara karşı atılan her adım küçümsenmezse hedefe ulaşılır. En önemli enerji kaynağı petrol 5-10 m kazmakla bulunmaz. Binlerce metre sabırla kazılırsa ona ulaşılabilir. Bu yolda her metrenin ve adımın önemi vardır
Başarı gibi yıkım da küçük şeylerden gelir. Önemsenmeyen, dikkat edilmeyen ayrıntılar kişilerin başarı, gelişim ve değişim yolunda önündeki en büyük engeldir.
‘Bir zamanlar çok büyük yaşlı bir çınar ağacı varmış; etraftaki çiftçiler en az 600 yaşına kadar yaşayacağını söylerlermiş. Geçen yıllar içinde büyümüş ve dev gibi bir ağaç olmuş. Bir çok fırtınayı atlatmış, kar ,buz, sel ancak hiç bir şey onun gelişimini engelleyememiş ve yıldırmamış. Bir kaç kez yıldırım düşmüş üzerine, yinede yılmamış, yıkılmamış ve üstesinden gelmiş bu zorlukların. Bir gün küçük böcekler gelip onu kemirmeye başlamış. Haşereler kabuklarını yiyip bir kaç yıl içinde oyuklar açmışlar. Son derece güçlü fırtınaların ve yıldırımların yok edemediği bu devasa çınar ağacı küçücük böceklerin saldırısı sonrası çürümüş. Her birisi çok küçük olan ve dikkat edilse bile zor farkedilen bu canlılar (Kuruntu, endişe gibi) dev çınar ağacını yere yıkmayı başarmış. Fırtına, sel, yıldırım, kar ve buzun yapamadığını yapmışlar onun ölümüne yol açmışlar. Yüzyıllarca doğanın acımasız zorluklarına direnen ve yenilmeyen dev çınar ağacı küçük böcekler tarafından yıkılmış.
İnsan dev çınar ağaçları gibi her türlü zorluklara dayanabilir, fakat düşüncelerine, inançlarına giren virüslerle mücadele edemezse yok olup gider.
Sahip olunan gücün, farkına varıp doğru kanallar ve araçlarla kullanmak zaten kendisi mucize olan insana her kapıyı açar.
Nerede, ne zaman, nasıl ve ne şekilde olursa olsun
Kim üzebilir seni senden başka? Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen? Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen? Kim yıkar, yıpratır seni sen izin vermezsen? Kim sever seni, sen kendini sevmezsen? Herşey sende başlar, Sende biter... Yeterki yürekli ol, Tükenme, tüketme, tükettirme İçindeki yaşama sevgisini... Hep hatırla... Çaresizseniz, Çare SİZSİNİZ..
( Nietsche )
Eğer kolayca ilerliyorsanız dikkatli olun,çünkü yokuş aşağı gidiyor olabilirsiniz.
( )
Sevdiğiniz işi yapın,böylece çalışmış olmazsınız.
( Anonim )
Kovandaki bal binlerce arı tarafından yapılır.
( Ömer Çam )
Toplumun aklı,toplumu oluşturan bireylerden daima fazladır.